Bazen Dönüp Bakarsın

Bazen Dönüp Bakarsın
Bazen Dönüp Bakarsın

Zil çaldı… Koridorlar bu güne kadar hiç olmadığı kadar gürültü koparıyor. Ben ise hızlıca tarih soru bankasının yapraklarını çeviriyorum. Ve hiç bu kadar tarih bana zevkli gelmemişti.  Çiğdem hocam bana tarih sevdası aşılamıştı, ilerde tarih öğretmeni olmak ve bir Çiğdem hoca misali öğrencilerime tarih dersi anlatacaktım. Bu hayallerle dalıp soru çözmeye devam ediyorum. Derken başımı kaldırıp kara tahtaya çevirdim yüzümü. Tahtada başkan hiç üşenmeden konuşanların isimlerini yazıyordu. Meğersem derse giriş zili çalmış. Sınıfta da her günkü gibi ses desibeli tavan yapmış. 

Tahtadaki isimlere bakarken zihnimde o an bir günlük yazasım geldi. Hemen sıramın altındaki defteri çıkardım siyah tükenmez kalemle karalamaya başladım bir şeyler. Ama gün gelecek bu anımı tekrardan yaşamak için sınıftaki herkesin isimleri olsun istedim… 

…ah Gülistan sarı kıvrak saçları ve bitmez tükenmez oyunculuk performansıyla yine bağırıyor. Bu bağırışı Songül’ün keskin bakışlarıyla az da olsa dinecekti. Songül sert ve bir o kadar da soğuk bakışını bir Gülistan’a bir de başkana atıyordu.  Sınıfımızın suskun prensesi Derya yine her zamanki derin bakışlarıyla kitabın kapağına bakıyor mübarek ne bulmuşsa o kapakta artık,  oysaki her günkü sayfalarını çevirmek zorunda kaldığı kitaptı. Yüzünü gören cennetlik  söylemi onun için sesini duyan cennetlik şeklinde kullanılabilir. Sadece utangaç kısık bir sesle günaydın! Gündelik hayatta ondan duyduğumuz şey buydu. Semra da ona eşlik eden başka bir suskun ablamız.

Hele şunlara bakın; Emine-Vasfiye ikilisi kurbanda çene yemişler gibi. Hayırdır kızım neyiniz var? Bu ne konuşma azmi.

Yanımda değerli dostum, kardeşim, kekom yani Şahabettin’im. Baharın getirdiği kışınsa donduramadığı aşk ateşiyle Hakkı Bulut’tan ‘’ikimiz bir fidanız’’ türküsü  dökülüyor dudaklarında. Sadece o, ben ve yüreği duyuyor. Sıraya ise ‘’Şahan ve Aşkı’’nı kazıyordu. 

Mahşerin dört atlısı 8/A’nın dört kare ası; Mine, Aylin, Sevim ve Neriman hafiften bir çekiştirmeler  duyuyorum sanki. Pısss pıss pısss.  Dedikodu tavan Allah muhafaza. 

Son zamanlarda kendisine profesör yakıştırması yaptığım Zaza Esra ise Türkçeden sorular çözüyor. Kendini o kadar kaptırmış olmalı ki sınıftaki ergenliğin kopardığı sesten rahatsız dahi olmuyor.

Önde Başak ise Tuğba’ya laf atıyor. Bir abla ile aynı sınıfta okumanın dezavantajıyla light erkek Ömer de ablasını savunuyordu haliyle. Garibim bildim bileli ablasıyla hep ortanca grubun ön sırasında oturuyor. 

‘’Hele susun’’ diye bağıran İstanbullu sosyete kızı Tuğba sınıfa başka renk katıyordu. Oysaki kendisi susmayı denese sınıftaki ses desibeli yarıya iner :) Kübra ise kafasını kitaba koymuş gözleriyle bizi dikizlemektedir. Artık bana mi, yoksa türkü  mırıldayan Şahabettin’e mi! 

Ha bu ara siyah saçları, buğday teni ve güzel yüzüyle bir güzellik abidesi Nazmiye çok özgün, yüzünden düşen bin parça. Son zamanlar da takıldığı kız grubuyla bir sorunu var sanırım. Gerçi hep içine kapanıktır. Umarım ciddi bir şeyi yoktur.

Maşallah Seher’in ağzı boş durmuyor ha bire bir şeyler kemiriyor.  Buğday ambarına düşmüş civciv gibi. Ve o, sınıfımızın ablası Sultan. Baştan başa bir haya, şiir gibi kadın. Asaleti ve suskunluğu bir hayranlık nişanesi.  Okulun son demlerinin farkındalığıyla o da günlüğünü karalıyor. Sanırım usta kalemini kelimelerin ihtişamıyla süslüyor. 

Hayret bizim Şefika’nın sesi hiç çıkmıyor. Normalde Melahat abla gibidir derdi olan, dedikodusu olan içini boşaltmak isteyen her kervanın durağıdır. O da küçük defterine bir şeyler yazıyor. Nedense bu gün herkesin bir hatıra defteri karalaması tutmuş.

Al sana işte. Hiç şaşırmadım bu sefer ortalığı bir velveleye veren yaramaz çocuk Faruk’umuz.  Fanatik Fenerbahçeli. Spordan da pek anladığı yok ama nedense bir tutkunluk bir fanatiklik. Neymiş efendim ‘’bizim Alex’imiz var. Bu sene tüm kupalar bizim şampiyon Fener.’’ Havalara öyle bir girmiş ki o kınık boyuyla uçacak nerdeyse. Ulenn iyi ki bir Alex almışlar haa. (Birazcık kıskançlık emaresi oluştu bende. Ne yalan söyleyeyim) )

Başka bir dostumun gözlerine aşık olduğu ve aşkıyla dostumun gönlüne mühür vurulduğu Seda yengemiz. Her zamanki  sessizliğiyle ve sıkılgan bir tavırla dakikalar asırlar gibi geçmekte onun için.  Off nerde kaldı bu hoca,  gelse de kurtulsak bu derslerden evimize gitsek misali. Ona bakınca sıkılganlığını bana da sirayet ediyor. Neyse…

Eee Faruk Fener der de duvar grubu hiç durur mu yerinde.  Çarşının amigosu Mehmet ‘in (namı değer igan) önderliğinde ‘’ en büyük Beşiktaş’’ sesi sınıfta başka bir hava oluşturuyor.  Mehmet  esmer, tombul yüzlü, orta bolu ve hafif siyah kıvrık saçlı. Benim başka bir gardaşımm.  Bu hayatta ailemin dışında kardeşim diyebileceğim ender bir insan. Farklı anne babadan olsak da aynı kaderi ve aynı yaşamı yaşıyorduk resmen. 

 Köyümüzün muhtarı Ercan duvara yaslanıp ensesini kaşıyordu. Onun da elbette vardır birkaç cümleciği ama bir kaşıntı tutmuştu şimdilik onu.  Bekir ise bizim yerli Pierluigi Collina’mız.  Ahmet iş yerinden bahsediyordu Atakan’a. ( değerli kardeşim Atakan rahmet etti, rabbim gani gani rahmet eylesin.). Atakan hayatımda gördüğüm en zeki insanlardan biridir. Sarışın, uzun boylu delikanlı bir çocuk. Ama pek ders çalışmayı sevmiyor. Okul onun için sadece sınavdan ibaret. Kendini bir mesleğe adamış ve pek okulu sevmez gibi.

Kafamı bir ara kara tahtaya çevirdim maşallah bu yazıyı yazmama vesile olan Hülya’nın eli hiç boş durmamış .  Tahta konuşanlardan sınıf listesi olmuş ve bir o kadar da çarpı koymuş. Hani suçluluk derecesini daha da arttırmak için :) Nedense Hülya’dan da alışkanlık olmuş hep en başta beni yazmak. 

Ve kapı açılıyor çok sevdiğimiz Türkçe hocamız Mutlu hocam derse teşrif ettiler. Sevgili dostlar kısacık teneffüs molasında günlüğüme burada nokta koyuyorum esenlikle kalın...

 Not: Geçen notlarımın arasında buldum. Eski haliyle paylaşmaya çalıştım. Sizleri çok seviyorum. Eğer bu yazıma kırıldığınız bir yer varsa da özür dilerim. Çocukluk günlerimiz işte :) :) :)


Bugün bir iyilik yap, bu yazıyı arkadaşlarınla paylaş :
Bu yazıdan para kazanabilirsin

BU YAZIYI OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YORUMLAR

    Bu yazıya daha önce hiç yorum yapılmamış.
    İlk yorumu sen yap!

Yorum yap

Geçersiz bir mail adresi girdiniz. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun. *