Reyhan Çiçeği

Reyhan Çiçeği
Reyhan Çiçeği

Yorucu bir kışın ardında kasabaya bahar gelmiş. Cıvıl cıvıl kuş sesleri ve rengarenk çiçeklerle donanmış her yer, doğa sanki bir gelin gibi sevdiğine süslenmiş. Nisan yağmurlarından sonra gelen yeşillik ve toprak kokusunun muhteşem ambiyansı ölüyü diriltircesine dünyaya cennetten düşen bir parça gibi her yer. Kahramanımız, balkonda saçları omuzuna sarkmış bir ceylan yavrusu gibi doğayı seyretmekte. Elinde bir fincan kahvesiyle sandalyeye oturup, gözü gibi baktığı reyhan çiçeğini nazlı nazlı okşadıktan sonra bir dal koparıp kulağının arkasından saçlarının arasına sıkıştırıverdi. Bir ara uzaklara daldı ve sokak gözünde bir filim şeridi oluverdi;

Meydanda kocaman bir çınar ağacı ve altında yüzyıllık bir kahvehane…   Kahvehanenin demirbaşları; emekli amcalar, sokak kedileri, gündelik işçiler, geceyi sokakta geçiren birkaç dilenci ve köy servisiyle kasabaya erken gelip süt ürünlerini satmak için tezgahlarını süsleyen emekçi kardeşler,  günün taptaze çayında ilk nasiplenenler...

Gündelik işçiler ellerinde kazma ve kürekle efendilerini beklemekte, emekli amcalar takma dişlerinin yardımıyla buram buram kokan taze çörekleri zor bela mideye indirmekteler. Tesisatçı Tahsin ustanın her zamanki vurdumduymazlığı dükkan hala kapalı, Ali Haydar dede ise kahveye dolan sigara dumanına bakılacak olursa raftaki tüm kaçak sigaraları satmışa benzemekte.  Lokantacı Şefik usta baba yadigarı lokantasında kelle paça çorbasını geceden hazırlamış olup kokusunu baharın miss kokusu arasına sığdırmayı becerebilen ender şahsiyetlerden. Berber Refik usta ise her zamanki gibi geç gelen çırağını azarlamakta, çırak ise bu azarlama hazzından yarına ne kadar geç gelmeyi başara bilirimin hesaplarını yapmakta.

Meydanda küçük bir yavrucak, boynuna geçirdiği keçi postunda çantası ve elinde Manşet Gazetesi’nin bir nüshasını,  avazı çıktığı kadar bağırıyor. ‘’ Yazıyor yazıyor reyhan çiçeğinin büyülü hikayesi yazıyor.’’

  • Kız sağır olasıca babanı duymuyor musun?

 Ses daha kulağa yetişmeden annesinin terliğiyle irkildi bizim kahraman, her şeyin bir göz buğulanmasından ibaret olduğunu kavrarcasına gözlerindeki sisi sildi. Ne meydan ne de kahramanlar kimsecikler yoktu ortada. Sadece sırdaş reyhan çiçeği ona tebessüm edercesine duruyordu saksıda. Tekrardan eğildi mor ve yeşil yapraklarının arasına daldırdı güzel yüzünü Firdevs cennetlerinin büyülü kokusu taa iliklerine kadar çekti.

  • Tamam anne geliyorum.

Neden reyhan?  Çünkü yeşil ve mor yaprakların karışımıyla mütevazi duruşun adıdır reyhan. İster zengin ister fakir her zümreden kişiyle kucaklaşabilen ender bir bitkidir. Aldanmayın saksıdaki duruşuna o her sevdalının gönlüne mühür vurulmuş aşk fermanıdır. Reyhan mahzundur, hüzündür, sabırdır. Reyhan ki çiçeklerin en güzelidir.


Bugün bir iyilik yap, bu yazıyı arkadaşlarınla paylaş :
Bu yazıdan para kazanabilirsin

BU YAZIYI OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YORUMLAR

    Bu yazıya daha önce hiç yorum yapılmamış.
    İlk yorumu sen yap!

Yorum yap

Geçersiz bir mail adresi girdiniz. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun. *