Ya Bir Anne Susarsa

Ya Bir Anne Susarsa
Ya Bir Anne Susarsa

Güneş son defa sevimli çehresiyle onun üstüne saçacaktı ışıklarını. Batma saati çoktan geçmişti belki de ama demir parmaklıklar ardında çocuğun gözlerine yüreğini kitleyen bir anne gibi boşlukta kalacaktı.  Az sonra yaşanacaklardan haberdar bir eda ile bir damla yaş dökecekti kızılcık sıcaklığın çekirdeğinde.  Çünkü arka sokağın sarmaşık dalları ardından bir çocuk koşarak geliyordu.  Ayağındaki bir ayakkabısı düşmüş baş parmağı ise kanlı toprak ile killenmişti. Çocuk bi ara sendeleyecekti. Ki bu sendeleniş ne ağır bir imtihanın başlangıcı olacaktı oysa. Derken acı bir zehrin hançerlerini yüreğinde hissedecekti. Bir ah çekmeye dahi fırsatı bulmadan küçücük kalp, vicdansız katil ellerden gelen  bir kurşun ile yere yıkılıverdi. Yüzünü güneşin kızıllığına çevirecekti, cami avlusundaki kuşların son sesi olacaktı kulağında çınlayan.

Sonrası ise başı kadar kahredici olacaktı çünkü yaması bile yamadan olan, dilinde zılgıtlarıyla feryat eden ve bir nefeslik soluk ile sokağı yara yara gelen  siyah feraceli yüreği közlenmiş bir anne görünecekti.  Bakacaktı yerden yatan kuzuya. Duygular artık manasızlaşacaktı. Ve tüm bedeniyle son kez yavrusuna sarılacaktı. Hasanımm diye bağrına bastıkça yavrucağı, binlerce hasanlar dökülecekti dilinde. Önce koklayacaktı, öpecekti ve tekrardan koklayacaktı oysaki daha çoçukluğunun beşindeydi Hasan.  Yüreğine bastırırken yavrucağının yüreğine saplanan kurşunun sıcaklığını yüreğinde hissedecekti. Semaya kalkan eller kandan içinde şimdi, damlalar ağır ağır süzülerek yavru ceylanın alnına dökülüyordu.  Dudaklar kalpte, kalp ise dudakta.  Ağlamak mı, feryat mı, suskunluk mu yoksa isyan mıydı her ölümün sonu?  Ayrıca hangi vicdansız kalpli dudaklardan dökülen kelimeler teselli edebilir ki köz tutmuş bu kalbi.

Ve o anne, baştan başa destanlaşmış şiirin mısraları gibi…

Belki her yaralı annenin yaptığını yaptı ve ölüm suskunluğuna bağladı tüm yasını. Bu gün bir anne sustu ve onun suskunluğu tüm Ortadoğu’yu dile getirdi. Ey anne bu nasıl dağ gibi bir kalptir ki onun suskunluğu meydanları dolduran tüm sesleri bastırabiliyor.

Not: Bu küçük hikayeyi  Rakka’lı bir çocuktan duyduğum ve acizane serzenişimle öldürülen milyonlarca çocuğun anasına yazdım.


Bugün bir iyilik yap, bu yazıyı arkadaşlarınla paylaş :
Bu yazıdan para kazanabilirsin

BU YAZIYI OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YORUMLAR

    Bu yazıya daha önce hiç yorum yapılmamış.
    İlk yorumu sen yap!

Yorum yap

Geçersiz bir mail adresi girdiniz. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun. *